İNSANI SEVMEK!

MEMET KARABALIK

“Allah'tan bir merhamet/bir sevgi sayesindedir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba-saba, katı yürekli olsaydın senin çevrenden kesinlikle dağılır giderlerdi. O halde bağışla onları, af dile onlar için; iş ve yönetim konusunda da onlarla şûraya git. Bir kez azmettin mi de artık Allah'a güvenip dayan! Allah, tevekkül edenleri sever.” (Ali İmran, 159)

 

“Ve biz seni ancak âlemlere bir merhamet/bir sevgi olman dışında bir şey için göndermedik.” (Enbiya, 107)

 

İnsanoğlunun yaşamının merkezinde sevgi vardır. En önemli vasıflarımızdan birisi de sevebilmektir. Sevme güdüsü, insana yaratılıştan gelir. Ancak, insandaki sevme güdüsü çok farklı şekillerde tezahür eder.

 

İnsanın sevmesi ve insanı sevmek, bir âdemoğlu için kaçınılmaz bir davranış şekli olmalıdır. Bir insan olarak, bizim dışımızdaki diğer tüm insanları sevebilmeli, hiç tanımadığımız bir ülkenin hiç tanımadığımız insanları bile olsa, hayat karşısında düştükleri kötü hallerde onlar için üzülebilmeliyiz. Buradan taa dünyanın öbür ucunda yaşayan bir insanı da gerçekten sevebilmeliyiz. Başka insanlar için de yüreklerimizden gelen bir samimiyetle iyilik isteyebilmeliyiz. Dünya üzerinde yaşayan herkesi, çocuklarımız gibi, anne-babalarımız gibi, kardeşlerimiz gibi, akrabalarımız gibi sevebilmeliyiz. İnsan olmanın onuru budur. Çünkü bizler bu dünyada (hatta bu evrende) yaşayan insanlar olarak tek bir ailenin fertleriyiz.

 

Renklerimiz, ırklarımız, dillerimiz, inançlarımız, topraklarımız, devletlerimiz, bayraklarımız farklı farklı olsa bile, insanlık ailesi tek bir ailedir. İster dindar olun, Allah’a inanın ve insanların hepsinin Âdem’in çocukları olduğuna inanın; isterse de hiçbir şeye inanmayan ateistler olarak insanın atasının maymun olduğunu düşünün. Her halükarda bütün insanlık tek bir kaynaktan beslenir ve aynı ana-babadan gelir.

 

Büyük ama çok büyük olan insanlık âleminin üyeleri olarak, dünyada yaşayan herkesi aileden birisiymiş gibi hissetmeli ve öylece sevebilmeliyiz. Dünya üzerinde insanlardan kaynaklı olarak ortaya çıkan sorunların giderilmesinin yegâne yolu insanı sevmektir. Düşünsenize bir kere, Alman diktatörü Hitler’in içinde Almanların haricindeki insanlara dair azıcık bir sevgi olsaydı eğer onca katliam yaşanır mıydı?! Ya da bugünkü İsrail’i yönetenlerde zerre kadar insan sevgisi olsaydı eğer, Filistin ve Lübnan bombalanır mıydı? Amerika’yı yönetenlerin içlerinde taşıdıkları güç ve hırsın yüzde biri kadar da sevgi olsaydı eğer, Irak bu halde mi olurdu. Sovyet Rusya’nın yöneticilerinin içlerinde insana değer veren duygular olsaydı eğer, yıllarca Afganistan’a saldırırlar mıydı? Daha sayamayacağımız nice ülkede yaşanan nice zulmün sebebi sadece ve sadece SEVGİSİZLİKTİR.

İnsan olarak, diğer insanları yeterince sevemediğimiz için, problemlerimiz her geçen gün biraz daha artıyor.

Acılarımız her geçen gün biraz daha katmerleşiyor.

Ölülerimiz her gün biraz daha çoğalıyor.

Ağlayan analarımızın feryatları her gün biraz daha yükseklere çıkıyor.

Yetim bebelerin sayısı her an daha da artıyor.

 

Bunca zulmün, bunca haksızlığın, bunca fukaralığın, bunca sahipsizliğin, bunca adaletsizliğin, bunca çirkefin sebebi ne zannediyorsunuz ki? Başımıza gelenlerin tümü sevmeyi bilmeyişimizden kaynaklanıyor. Eğer, sevmeyi yani insanı sevmeyi bilebilseydik, topraklarımız üzerinde 30 yıldır süren savaşı devam ettirmezdik. Eğer, bizi yönetenlerin içinde bir damla bile olsa insan sevgisi olsaydı, 30 yıldır akan kanın durması için gerekirse canlarını bile verirlerdi.

 

Birbirimizden nefret etmekten vazgeçmeliyiz. İnsan olarak, Allah katında diğer hiçbir insandan üstünlüğümüz yoktur ve hepimiz Âdem’in çocuklarıyız. O halde, kardeşler gibi bilmeliyiz birbirimizi ve kardeşlerimiz gibi sevebilmeliyiz herkesi…

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!