Fıtrat’ın yeni yıl dönümündeyiz.

21 Ekim 2009

 Ahmet KAYA*

İki yaşına girdik.

Eğer hayırlı olacaksa daha nice yeni yıldönümlerinde birlikte olmanın dualarıyla bütün dostlarımıza selamlarımızı, saygı ve muhabbetlerimizi iletiyoruz.

Geçen iki yıl boyunca hatalarımızla, sevaplarımızla; yanlış ve doğrularımızla sizinle yolculuk yapmanın sevincini yaşadık.

Her başlangıç anlamlıdır, özeldir, heyecanlıdır ve en önemlisi de iddialıdır.

Geçen bu zaman zarfında heyecanımızda eksilmelerin olması tabiidir. Ama iddialarımızda menfi bir değişimin olması tabii olarak kabul edilemez. Zira iddiamız sadece takatimizin el verdiği oranda sırtımızda taşıdığımız teklifimizin ifasından başka bir şey değildi / değildir. Dolayısıyla bizim için en önemli olan şey iddialarımızla çelişmeden yola devam etmektir. Eğer iddialarımızla çelişmeden bu güne gelebildiysek bizim için bu yeterlidir. Çünkü iddialarıyla çelişmek çağın en büyük hastalığıdır. Ciddi ve vakur olmanın en büyük şartı söylemleriyle, iddialarıyla çelişmeden yoluna devam edebilmektir.

İlk günkü heyecanı sürdürebilmek oldukça güçtür. Duyulan heyecanın azalmaması için verilen çabanın muhataplar tarafından desteklenmesi, geliştirilmesi ve bir etkileşim sonucu büyütülerek mümkün olduğu kadarıyla başkalarına da ulaştırılmasını sağlamak gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında Fıtrat’ın bu konuda başarılı olduğu söylenemez. Bunun bu şekilde kabul edilmesi ve bu gerçeğin böyle görülmesi konum tespiti açısından; gerçekçi değerlendirmelerde bulunmak yönünden dikkatlere sunulması gereken önemli bir noktadır.

Yaşanılan heyecan eksilmelerine rağmen başlarkenki ilkelerden, mütevazi iddialardan ve vazgeçilmez duruşundan taviz vermeksizin devam edebilmek her koşulda olması gerekendir.

Bu bilinçle ileriki dönemlerde de aynı hassasiyetle devam etmek için daha uyanık bir kalbe, daha basiretli bir zihne olan ihtiyacımız baştakinden daha fazladır. Bu yüzden dostlarımızdan en azından bunun için dualarını eksik etmemelerini özellikle rica ediyoruz.

Geçirdiğimiz iki yıl, bize mensubu olduğumuz Müslüman camiayı mürur-u zamanın, yaşanılan değişim süreçlerinin, dayatılan hayat tarzlarının ve içselleştirilen modern yaşam biçimlerinin ne denli duyarlılık yitimine uğrattığını berrak bir biçimde ortaya çıkarmış bulunmaktadır.

Okumaktan, düşünmekten, üretmekten, duyarlılık gösterip vazifesini ifa etmekten ne denli uzaklaştığımızı görebilmemiz açısından yaşadığımız bu iki yılık Fıtrat tecrübesi bizim için oldukça önemli ipuçları vermiş bulunmaktadır.

Pek müşahede edilmese de var olan bu manzaraya, uğradığımız erozyonun boyutlarının büyüklüğüne, peydahladığı tahribatların etkisine Fıtrat iki yılda oluşturduğu arşiviyle şahitlik etmektedir.

Gerçeklerimizle yüzleşirken görünen manzaraların olumsuzluğu karşısında yılmaksızın, bıkmaksızın devam edebilmek için bilmemiz gereken tek şey vardır. O da şartlar, imkânlar ne olursa olsun hiçbir mazerete sığınmadan görevini ifa etmekten başka seçeneğimizin olmadığıdır.

Her koşulda o koşulun gereklerine uygun görevlerimizin olduğunu unutmadan yaşamak bizi hayatımızda mazeret üreten kişilikler olmaktan sıyırıp sağlam ve güçlü kişilikler olmamızı sağlayan inançsal ilkemiz olmalıdır.

Mensubu olduğumuz inanç sistemi mazeret üretmeyi asla kabul etmeyen bir inanç sistemdir. Zira bu sistemde konum ve koşullara göre yükler yüklenilmekte; her konum ve koşulun içinde ifa edileceklerin var olduğu öngörülmektedir.

Konum ve koşullarını gerçekçi bir bakışla tespit edenler mazeretlere sığınma basitliğinden kurtulma olanağına sahip olurlar. Bizim inanç sistemimiz bu olanağı bize sağlamakla bizim bahaneci mazeretçi ve şikâyetçi kişilikler olarak ortaya çıkışımızı reddetmektedir. Böylesine bir imkânı sağlayan bir inancın mensuplarının bahaneci, mazeretçi ve koşullardan şikâyetçi olmaya hakkı yoktur.

Geçen iki yıl boyunca üzerimizde varlığını hissettiğimiz, gözlemlediğimiz ama asla bundan ötürü bir şikâyette bulunmadığımız kardeş sitelerin ambargosuna ilişkin son dönemlerde siteye yansıyan yorumlar oldu. Bazı dostlarla birebir görüşmelerde de ifade edilen bu serzenişlere karşı söyleyebileceğimiz çok şey bulunmamaktadır. Diyebileceğimiz şey bunun bir sorun olarak görülmemesi, bu tutumun bizi ve dostlarımızı kardeşlerimize karşı olumsuz duygular beslemeye götürmemesi gerektiği hususudur. Bizim için esas olan bizim kardeşlerimize karşı görevlerimizi yapmaktır. Bizim kimseye ‘neden bize karşı bir ambargo uygulaması içindesiniz’ deme hakkımız yoktur. Bu nedenle müdahil olamayacağımız bir konu hakkında kafa yormak çok da anlamlı değildir.

Geçen son bir yılda Özedönüş Yayınevi üçüncü kitabını da yayınlayarak okuyucularla buluşmasına devam etme gayretini sürdürmektedir. Bu konuda da şimdiye kadarki edinilen izlenim Müslüman camianın kitaba olan ilgisinin de epeyce azaldığı yönündedir.

Özellikle Zeki Savaş Bey’in Ortak Payda isimli çalışmasına karşı beklenenden daha az bir ilginin olması oldukça düşündürücüdür. Zira sanki bizim cenahtan bu çapta kitaplar çokça yayınlanıyormuş gibi bir edayla tepki vermek hayret ve esef verici bir durumdur. Söz konusu çalışmanın hak ettiği ilgiyi görememiş olması aslında en başta İslami kesimin içinde bulunduğu durumun vahametini göstermektedir. Bizim için önemli ve hayati olan konulara ilişkin çözümlemelerin olduğu bu çalışmanın günlük ve magazinsel tarzda konuları ele alan çalışmalar kadar bir değerle değerlendirilmemiş olması ciddi düşünüşü gerektiren bir durumdur. Ama aynı zamanda cenahımızın içinde bulunduğu zihinsel çöküşün de maalesef bir emaresidir.

Kitaba karşı oluşan duyarsızlığın, okumaya karşı peydahlanan kayıtsızlığın bütün kimliksel dejenerasyonumuzun temel faktörlerinden olduğu bilinciyle yeniden kitaba sarılmanın gerekliliği gün gibi ortadadır.

Yakın zamanda yayın hayatına başlayan haftalık Özgün Duruş Gazetesi’nin,Fıtrat ailesi olarak hayırlar getirmesini umuyoruz. Emeği geçen kardeşlerimize çabalarında Allah’tan tevfik diliyor hepimizin bu yayın organımıza sahip çıkmamız gerektiği inancını taşıyor ve buna bütün kardeşlerimizin duyarlılık göstermesini istirham ediyoruz.

Yine yakın zamanda takdire şayan çaba ve çalışmalarıyla hepimizin gönlünde taht kuran Özgür Der Başkanlığını Sayın Hülya Şekerci’den devralan muhterem insan Sayın Rıdvan KAYA’ya yeni görevinde başarılar diliyor Rabbin O’na bu ağır yükü yüklendiği yolda yardımcısı olmasını niyaz ediyoruz. Sayın Hülya Şekerciye de şimdiye kadar ki hizmetleri için şükranlarımızı sunuyor emeklerinin karşılığında mükâfatlar vermesini yüce Mevla’dan dua ediyoruz.

Ayrıca Kürt Meselesinin çözümünde oluşan olumlu havanın hayırlı adımlarla daha müspet bir mecrada sürmesi için herkesin azami çaba içinde olması hususunda uyanık davranması gerektiği unutulmamalıdır. Sürece katkı sunmak insani sorumluluk taşıyan herkesin sorumluluğudur. Can yakan bu meselenin çözümü, kalbinde insani hisler taşıyan herkesin ortak talebi olmalıdır. Aksini savunmak, istemek ve buna sebep olacak davranış ve tutum içinde olmak ciddi bir vebal; ağır bir cürümdür.

İnnehu la yuhibu –z zalimin!

*fitrat.com Sorumlu ve Yazı İşleri Müd.

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!